Nostaljik ses ekipmanlarından bahsederken 1970'li yılların cihazlarına ayrı bir paragraf açmak lazım. Teknolojik gelişmelerin ivme kazandığı bu süreç, müzikseverlerin gözünde hoparlör mimarisinin en parlak dönemi olarak biliniyor. O yıllarda piyasaya çıkan ahşap ve kutu gibi görünen modeller, bazen iddialı ve gösterişli hatlara sahip olsa da temelde işlevsellikten ödün vermeyen bir yapıyla üretiliyordu.
Keskin köşeler, ahşabın doğal dokusu ve şık ön ızgaralar dönemin tasarım dilini özetliyordu. JBL L100 ya da Advent Loudspeaker gibi efsaneleşmiş cihazlar, salonun bir köşesine saklanmak yerine mekanın ana parçası olmayı başardı. Üstelik bu görsellik yüksek bir akustik başarım ile desteklendi.
Ahşap kasalar sadece dahili parçaları muhafaza etmekle kalmıyor, sesin dışarı yayılma karakterini de baştan sona değiştiriyordu. Arkası açık kabin yapıları daha berrak ve doğal sesler üretirken, kapalı kasalar ise yüksek ses basıncına ihtiyaç duyan dinleyicileri hedefledi.
Devasa sahne kurulumlarından modern lüks cihazlara

Meşhur kutu formlu tasarım anlayışı, canlı müzik organizasyonlarında devasa ses sistemlerinin kurulmasına da olanak tanıdı. Grateful Dead grubunun 1974 senesindeki konserlerinde kullandığı "Wall of Sound" adlı sistem, bu durumun en somut örneği. Sistemde tam 640 hoparlör yer alırken, bunlardan 604 tanesi JBL imzası taşıyordu. Bu devasa mekanizma, 48 adet 600 vatlık McIntosh MC-2300 amfi vasıtasıyla beslendi.
Gelişen teknolojiyle birlikte akustik tasarım ilkeleri baştan aşağı yenilendi. JBL gibi dev markalar artık suya dayanıklı ve silindir formlu Bluetooth ürünlere ağırlık veriyor. Üst segment üreticiler ise lüks materyallere odaklanarak fark yaratma peşinde. Bilgisayar destekli çizim yazılımları, gelişmiş üretim bandı ve modern malzemeler sayesinde geleneksel kutu tasarımının dışına çıkmak son derece kolay bir hal aldı.
Öte yandan, her tarafı köşeli ürünlerin hakim olduğu 70'li yıllarda bile yenilikçi denemeler yapılmıştı. Özel bir çerçeve içine asılan Garrard XPP 15 modeli veya ince kare gövdesinde beş yollu sistem sunan Dahlquist DQ10, o dönemin sınırları zorlayan sıra dışı tasarımları arasında öne çıkıyor.