Marvel's Wolverine incelemesi: Pençeler çıktığında her şey daha güzel
Spider-Man ile süper kahraman oyunlarında çıtayı yükselten Insomniac Games, bu kez ağlarını bir kenara bırakıp çok daha öfkeli bir Marvel karakterinin peşine düşüyor. İşte Marvel's Wolverine incelemesi...
Spider-Man ile süper kahraman oyunlarında çıtayı yükselten Insomniac Games, bu kez ağlarını bir kenara bırakıp çok daha öfkeli bir Marvel karakterinin peşine düşüyor. Açık dünya yok, New York yok, düşmanları duvara yapıştırmak da yok. Bunun yerine adamantium pençeler, kopan uzuvlar ve öfkesini kontrol etmekte pek başarılı olmayan bir Logan var. İşte Marvel's Wolverine incelemesi...
Insomniac Games denildiğinde son yıllarda aklımıza doğal olarak Marvel's Spider-Man geliyor. Stüdyo Peter Parker ve Miles Morales ile yalnızca başarılı süper kahraman oyunları yapmakla kalmamış, Marvel karakterlerinin oyun dünyasında nasıl yeniden yorumlanabileceğine dair de oldukça güçlü bir formül oluşturmuştu.
Marvel's Wolverine ise bu formülü kopyalamak yerine başka bir yöne gitmeyi tercih ediyor.
Karşımızda devasa bir haritanın üzerine görev ikonları serpiştirilmiş yeni bir Spider-Man oyunu yok. Wolverine daha doğrusal, daha kontrollü ve özellikle çatışmaların etrafında şekillenen tek oyunculu bir aksiyon macerası. Insomniac'ın kendi tanımıyla da amaç başından beri açık dünya yaratmak değil; Logan'ın karakterine uygun, daha yakın mesafeli ve daha vahşi bir deneyim oluşturmak olmuş.
Ve oyunun en iyi çalıştığı anlar da gerçekten pençelerin ortaya çıktığı anlar.
X-Men Yoksa Logan Nereye Gider?
Marvel's Wolverine'in hikayesi alıştığımız X-Men düzeninin biraz dışında duruyor. Charles Xavier'ın okulunda başlayan klasik bir kahramanlık hikayesi yerine Logan'ı Team X isimli mutant grubunun geçmiş üyelerinden biri olarak görüyoruz.
Mutantların sayısının oldukça az olduğu ve büyük ölçüde saklanarak yaşadığı bu dünyada Team X, kendi türünü korumaya çalışan son yapılardan biri. Logan ise gruptan yıllar önce ayrılmış durumda. Ancak mutantların kaçırılmaya başlaması ve olayların Bolivar Trask'a uzanması onu yeniden eski hayatına çekiyor. Hikaye ilerledikçe Jean Grey, Mystique, Sabretooth ve Nathaniel Essex gibi tanıdık isimler de Logan'ın yoluna çıkıyor.
Insomniac'ın burada güzel yaptığı şeylerden biri, çizgi roman karakterlerini sadece oyuncunun tanıdığı isimleri ekranda göstermek için kullanmaması. Özellikle Logan'ın geçmişi, Team X ile ilişkisi ve Jean Grey ile kurduğu bağ hikayeye daha kişisel bir yön vermeye çalışıyor.
Liam McIntyre'ın Logan performansı da bu konuda oyunun güçlü taraflarından biri. Wolverine yalnızca bağırıp önüne geleni kesen bir karakter olarak ele alınmıyor. Yorgunluğu, geçmişiyle hesaplaşması ve mutantlara karşı giderek büyüyen tehdidin altında verdiği kararlar karakterin başka taraflarını da gösteriyor. Nathaniel Essex'i canlandıran Troy Baker başta olmak üzere yardımcı oyuncu kadrosu da genel olarak oldukça güçlü.
Problem ise hikayenin ilerledikçe biraz fazla şey anlatmaya çalışması.
Başlangıçta oldukça net kurulan mutantların kaybolması ve Trask meselesi, yeni grupların ve karakterlerin devreye girmesiyle zaman zaman odağını kaybediyor. Bazı karakterler beklediğiniz kadar gelişemeden sahneden çekiliyor, bazı olayların arasındaki bağlantılar ise olması gerekenden hızlı kuruluyor.
Yani Logan'ın kendisi ilgi çekici. Hikayenin onu götürdüğü her yer aynı ölçüde değil.
Wolverine Olmak Böyle Bir Şeymiş
Oyunun tartışmasız en önemli tarafı çatışma sistemi. Zaten Wolverine oyunu yapıyorsanız bunun başka türlü olması pek mümkün değil. Insomniac da belli ki geliştirme sürecinde önce “Wolverine gibi dövüşmek nasıl hissettirmeli?” sorusuna cevap aramış.
Sonuç oldukça kanlı.
Logan düşmanlarının arasında hızlı biçimde hareket ediyor, uzak mesafedeki rakiplerin üzerine atlıyor, saldırıları savuşturuyor ve adamantium pençelerini tahmin edebileceğiniz kadar acımasız biçimde kullanıyor. Uzuvlar kopuyor, çevre kanla kaplanıyor ve çatışmanın sonunda Logan'ın kendisi de genellikle savaşın izlerini üzerinde taşıyor.
Üstelik şiddet yalnızca görsel bir tercih değil. Wolverine'in agresif karakterini oyuncuya aktarabilmek için savaş sistemi de sürekli saldırıya devam etmenizi teşvik ediyor.
Temel saldırıların yanında Tornado Spin, Bull Rush, Knee Breaker ve Spiral Strike gibi özel Techniques yetenekleri bulunuyor. Bunların dördünü aynı anda kuşanabiliyor ve farklı düşman gruplarına göre kullanabiliyorsunuz. Adaptations sistemi ise savuşturma penceresini genişletmekten Rage sistemini güçlendirmeye veya Logan'ın dayanıklılığını artırmaya kadar daha pasif geliştirmeler sunuyor. Burada oyunun belki de en ilginç mekaniği Rage.