Çinli kadınların yüzyıllar boyunca güzelleşmek için çektikleri işkence: Ayak bağlama
Güzellik acı gerektirir sözünü duymuşsunuzdur. Ama hibir acı, Çinli kadınların yüzyıllar boyunca güzelleşmek uğruna çektikleri bu işkenceyi yakalayamaz. Ayak bağlama ismi verilen bu acayip “güzelleşme yöntemine” göz atıyoruz...

1
9
Tarih boyunca moda sürekli olarak değişiklik gösterdi. Ancak genel olarak tek bir kuralın sabit kaldığını söyleyebiliriz: Güzellik acı gerektirir.
İster 18’inci yüzyıl Avrupa’sında kullanılan ağır ve kısıtlayıcı giysiler olsun, ister giyilen korseler olsun, isterse uzun topuklar veya aşırı dar pantolonlar olsun, insanlık “güzel” olarak tanımlanan görüntüye ulaşmak için her türlü acıyı çekmeye istekli olmuştur. Ancak bütün bunların çok üzerine çıkarak çıtayı yükselten bir akım vardı: Ayak bağlamak.

2
9
Belki de diğer modalardan daha aşırı olarak yorumlanabilecek ayak bağlama yöntemi, yaklaşık bin yıl boyunca Çin’de varlığını korudu. Bu akım, ülkedeki kadınların yarısından çoğunun güzel gözükmek için ayaklarını deforme etmesine ve bu yüzden engeller yaratmasına sebep oldu.
İmparatorluk dönemi Çin’inde, küçük kızların ayakları, ailelerindeki büyük bir başka kadın tarafından “büyüdüklerinde iyi bir koca bulabilmeleri için” kemikleri kırılarak, bükülerek, sıkıca bağlanarak ve dönemin kılavuzlarında önerildiği üzere “dolaşımı tekrar oluşturmak için” bu acı içinde yürümeye zorlanarak ideal üçgen şekle yaklaştırılmaya çalışıyordu. Hatta bu ideal üçgene ulaşmak için, ayağın bazı parçaları kesilebiliyor veya çürümeye teşvik edilebiliyordu. Daha sonra ayak bu yeni ve parçalanmış formu ile iyileştiğinde, işlem tekrar ediliyordu.

3
9
Annesi öldükten sonra, Çin'de ayakları bağlı kalan son kadınlardan biri olan Wang Lifen, 2007'de NPR ile yaptığı bir röportajda, "Ayaklarımı kendim bağladım" dedi ve devam etti: "Kemikleri kırılana kadar onları daha nazikçe manipüle edebiliyordum. Genç kemikler yumuşaktır ve daha kolay kırılır."
Ayak ne kadar küçükse, kızın o kadar çekici olduğu düşünülüyordu ve nihai hedef “nilüfer ayağı” olarak adlandırılan ideale ulaşmaktı.
Kökenleri bin yıl öncesine dayanan pek çok şeyde olduğu gibi, ayak bağlamanın kesin başlangıcına ilişkin kaynaklar az. Yine de genel kabul gören hikaye, 10. yüzyılın ikinci yarısında, Güney Tang hanedanından İmparator Li Yu'nun hükümdarlığı sırasında başladığı yönünde.

4
9
2015 yılında Smithsonian Dergisi için bir yazı kaleme alan Amanda Foreman, uygulamanın "ayaklarını yeni bir ay şeklinde bağlayan Yao Niang adlı onuncu yüzyıl saray dansçısından ilham aldığını" söylüyor ve devam ediyor: "İmparator Li Yu'yu, kurdeleler ve değerli taşlarla süslenmiş altı adımlık (1,8 metre) altın bir nilüferin içinde parmak uçlarında dans ederek büyüledi."
Daha sonra ayak bağlama büyük bir akım haline dönüştü. 11. ve 12. yüzyıllardaki uygulamaya çok sayıda atıf bulunuyordu ve 13. yüzyılın ortalarında o kadar yaygınlaştı ki, arkeolojik kayıtlarda ayak bağlamaya dair fiziksel kanıtlarımız var.